Anne-Baba olarak ne yapmalı?

Dünya üzerinde yaşananlar, savaşlar terör derken gündem bizi ülkemizde bulunan Suriyelilere vatandaşlık tartışması içine getirdi. Suriyelilere vatandaşlık ve hemen takip eden bir şekilde tüm sosyal medyada körüklenen nefret! Suriyeli nefreti.

Herşey havada duruyor, tanımlama için kullandığımız kelimelerden başlamak üzere. Suriyeli … nedir bu boşluk? Ne olduklarını hepimiz uzun uzun açıklayabiliriz, fakat temel olarak kullanacağımız sığınmacı, mülteci, vatandaş gibi her kelime konuyu farklı bir hikayeye götürüyor.

Ben insan olarak kullanmak istiyorum bu boşluğu. İnsan olarak gördüğüm için öncelikle bu insanlara karşı nefret söylemlerinin bitmesi tek dileğim.

Son 5 yıl içerisinde 3 milyon insandan bahsediyoruz ve bu 3 milyonun 2 milyonu ÇOCUK.

Şimdi ne dersek diyelim konuya çok daha hassas yaklaşmamız lazım. Çünkü bu 3 milyon insanın sadece %10’u kamplarda yaşıyor, geri kalan kısmı şehirlere dağılmış durumda. İçlerinde çok iyi durumda olanlar var, ölümünden kimsenin haberi olmayanlar da. Bu derinliklere girmeyeceğim. Kentlere dağılmış bu topluluk bir şekilde bizlerle beraber yaşıyor. Yarın bir gün çocuklarımızla aynı sokakta oynayacaklar beraber büyüyecekler.

Bunun nasıl bir sonucu olabilir?
Bu çocukların %74’ü ailesinden birini kaybetmiş. Belki bir ebeveyn belki bir kardeş.
Bu çocukların %30’u Fiziki Şiddet Mağduru üstelik silahlı fiziki şiddet!

Bu yazdıklarımı okurken lütfen aklınızda çocuğunuzun şiddet mağduru olmaması için sesinizi bile yükseltmediğinizi getirin. Peki bunları yaşayan bir çocuğun sürüklenmesi muhtemel bir nokta neresidir? Post Tramvatik Stress Bozukluğu deniyor buna tıpta. Ve böyle %35 çocuk var ülkemizde. Tıbbi literatürde normalin çok üstünde. Bunun yanında %45’i klinik depresyonda.

Şimdi kendi çocuklarımıza haklı olarak titrerken, bu çocuklar için ne düşüneceğiz. Aslında uzun uzun üstünde düşünmemiz gereken nokta sanırım bu. Kendimizi zaman zaman sosyal medyada akıtılan nefret akıntısına kolayca kaptırıyoruz sanırım.

Basit bir örnek olarak Suriyelilere gösterilen tepkiye karşı yapılan bir yorumu paylaşmak istiyorum sizinle…

“Ülkelerinde savaş olan Suriyeliler plajlarda eğlendi diye nefret kusanlar… Sizin ülkenizde kaç bomba patladı son 1 yılda, kaç insan öldü? Daha geçen hafta mesai arkadaşları taranmış, mesai arkadaşları öldürülmüş personelin yüzüne bakarak, bomba izleri taşıyan bir havaalanından geçerek gitmediniz mi bol gülücüklü selfieler paylaştığınız deniz keyfinize. Neyin eleştirisi bu?”

Şimdi oturup şunu düşünmemiz lazım, bu durumda olan 2 milyon çocuğu ne yapmalıyız? Bir çoğunun onlar için düşünecek anne ve babası olmadığını da düşündüğümüzde Bir ANNE – BABA olarak ne önermeliyiz?
Hepsini toplayıp bize hiç etkisi olmayacak bir ülkeye göndermek mi?
Hepsinden izole yaşamak mı?
Bir çocuk kazanmak mı?

Bir ANNE – BABA olarak ne yapmalı?

Anne-Baba olarak ne yapmalı?

Advertisements

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out / Change )

Connecting to %s