31 Mayıs – Dünya Sigarasız Günü

Her geçtiğimiz gün, öğrendiklerimiz ve yaşadıklarımızla çocuklarımızı hayatımızın merkezine oturtuyoruz. Zaman zaman kendimizi önceliklendirirken, çoğu zaman çocuklarımız önceliğimiz ve en yumuşak noktamız oluyor. Ve hemen hemen dikkat ediyorum tüm anne babaların dilinde hep aynı söz

“yeter ki onlar mutlu olsun ve/veya yeter ki onlar üzülmesin”

Buraya kadar herşey normal, hangi anne baba çocuğu üzülsün ister? Peki acaba çocuklar üzülmesin isterken, mutlu olsunlar isterken ne kadar dahil edebiliyoruz kendimizi bu isteklere?

Dünyaya babalar ve kızlarını kurduktan sonra ebeveyn olarak bir pencere açtığım zaman gördüm bu örnekleri.

Bir kaç örnek verecek olursak;

Çocukların sağlığı için ne kadar önemli olduğu anlatılan bir ürünün tanıtımında, ellerinde sigaralarla çocuk sağlığı konuşan anneleri gördüğüm zaman

Bir ebeveynlik eğitiminde, çocukla etkin iletişim nasıl olmalı hakkında sigara molalarında  kritik yapan anne-babalarda gördüm.

Çocuğunun kendisinden hiçbirşey gizlememesini öğretmeye çalışan ebeveynlerin köşe bucak gizlice sigara içtiklerini gördüm

Yalanın ne kadar kötü olduğunu öğretmek isteyen anne ve babaların, leş gibi koktukları halde sigara içmedikleri YALANI!nı sözlediklerini gördüm.

Ve çocukların, bu büyük yalanlara verdiği tepkilerin anne-babaların çocukların masum yalanlarına verdikleri tepkilerden çok daha olgun olduğunu gördüm.

Örnekler şüphesiz çoğaltılabilir, daha kötüleri olduğu gibi daha güzel örneklerimizde var. Herkesin mutlak gerekçeleri de vardır, kimseyi yargılamak ve/veya değiştirmek değil amacımız, fakat bir aile için en gerekli şey sağlıklı bireyler. Herşey o kadar satın alınabilir olmuş ki; hani elimizde sigara eğitim etkinlik molalarında diyoruz ya “yeter ki onlar mutlu olsun” işte o mutluluk ona sunduğumuz organik gıdalardan, güzel okullardan, etkinliklerden, gördüğümüz eğitimlerden çok farklı. Parayla elde edilemez bir mutluluk o!

Birde şöyle düşünün, çocuğunuz GİZLİCE sağlığına ve/veya hayatına sebeb olabilecek birşey yapıyor olsa, yapmadığını söyleyerek YALAN söylese? yada sizin endişe ve üzüntünüzü hiç umursamadan devam etse?

Ölümü koklatmaya hakkınız olmayan çocuklara, sizi kaybedecekleri korkusunu yaşatma hakkınız var mı?

Advertisements

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out / Change )

Connecting to %s