ya cennetten çıkma değilse??

Dünya Sağlık Örgütü, çocuğa yönelik şiddeti ve istismarı şöyle tanımlamaktadır:

“Çocuğun beden ve akıl sağlığını bozan, onun gelişmesine ve yaşamasına olumsuz etki yapan ve/veya yapma olasılığı olan her türlü, fiziksel veya duygusal davranış ile cinsel istismar veya ihmal olgularının tümüdür”.

Türkiye’de çocuk şiddet ve istismarı konusunun gerçek boyum kesin olarak bilinmemekte­dir.

Ancak çocuğa yönelik şiddet ve istismarın yaygın olduğunu gösteren pek çok kanıt vardır.  Herhangi bir arama motoruna “çocuğa şiddet” yazıp arattığınız sonuçları bırakın okumayı görsellerden takip etseniz içiniz kaldırmaz sanırım..

Dayağın Cenneten çıkma olduğuna inanan bir toplum yapısında çocuğa şiddet ve istismarın olmadığını düşünmek bence yanlış olur. Yada şöyle düşünemez miyiz? Dayak Cennetten çıkma Çocuk Gelin gibi yapılan bir yanlışın sempatikleştirilmesi mi ??

Çocuğa şiddet ve istismar dendiğinde akla çocuk gelinler ( 3 Taksitte Evlendirilenler ), tecavüz edilen çocuklar gibi başlıklarla öncelik cinsel istismarın olsada veriler aslında olayın çok daha derin incelenmesi gerektiğini ortaya koymakta

images

Bu fotoğraf içimizi dağlarken

Yapılan bir araştırmada

%78 ile duygusal şiddet ve istismarın baş sırada olduğu görülmüştür.

%24 ile fiziksel, %8 ile cinsel istismar izlemiştir.

Aslında baktığımızda içimizi acıtan resimler, haberler çocuklara uygulanan şiddet ve istismarın yarısına bile yaklaşmamakta. Tabiki her bir başlık içinde yaşanan acılar ve ortaya çıkan tablolar bambaşka ve çok önemli…. fakat ben birde başka yönünden göstermek istedim olayları….!

Evlat diyoruz, herkesin evladı kendisine bir başka özel bir başka değerli… onlara birşey olsa bizler ne yaparız ve daha niceleri… peki bizim için değerli olan çocuklarımızı sevebiliyormuyuz? her çocuğu kendi çocuğumuz gibi sevebiliyormuyuz?

Aslında soru biz Sevmeyi ne kadar beceriyoruz??

Peki sevgimizi gösteremediğimizin ne kadar farkındayız? Sevgiyi göstermemek bizi daha saygın ve özel yapar mı?

Bakın araştırmalar ne diyorİçerik

“Çocuklara yönelik şiddetin en yaygın olanı; fakat daha az önem verilen biçimi ise duygusal şiddettir ve dünyadaki yaygınlığı %70-85 arasında değişmektedir. Çocuğa bağırma, isimler takma, çocuğu lanetleme, çocukla konuşmama, çocuğu tehdit etme vb. davranışlar duygusal şid­det kapsamına girmektedir.”

Daha az önem verilen biçimi, daha önce dediğim gibi hemen hepimiz dayak cennetten çıkmadır terbiyesi ile büyütüldük, hal böyle olunca hiç yemediysek bir anne terliği, bir öğretmen cetveli vardır geçmişimizde… peki hiç hatırlarmısınız? yada hatırlarsınız fakat acaba hangisini gülerek hatırlar yada anlatırsınız?
– Öğretmenin derste konuştuğunuz için elinize vurduğu bir cetvelimi
– Çocuk aklınızca iyi birşey yapmak istediğiniz, yada karıştırarak öğrendiğiniz bir dönemde istemeden kırdığınız bozduğunuz, kolayca telefi edilebilir birşey yüzünden anne yada babanızın sizle konuşmaması mı?

Her bir Anne-Baba olarak oturup bunları birkez daha düşünmemiz gerekmektedir. Kendi ailelerimiz için, çevremiz için, her çocuğu bizim çocuğumuz gibi düşünmemiz gerekmektedir. Fiziki olarak verilmeyen zarar zarar değilmidir? Benzer duygusal şiddet ve istismarı sevgilisinden, iş arkadaşlarından gördüğünde;  hayatı allak bullak olan kendini alkole vuran, iş yerlerine mobbing davaları açan yetişkinler…. çok kıymetli çocuklarınıza belkide istemeden farkında olmadan uyguladığınız şiddetin farkındamısınız?

Dediğimi yapmazsan bende eve gelmem diyerek basitçe çözdüğünüzü düşündüğünüz bir sorunun arkasında 3-4 yaşında bir çocuğun çok istediği birşeyle sizin aranızda seçim yapma zorunluluğuna ittiğinizin farkındamısınız?

Zaman zaman herkes sesini yükseltir, sizden ricam bağırma, tehdit etme, kızma nasıl terbiye olacak bu çocuklar demeden bir kez daha düşünmeniz… sizde gereğinden fazla bağırıyor, farkında olmadan tehdit ediyor olamazmısınız?

Şiddeti doğuran Sevgisizlik değil mi?.

Çocukları fiziksel istismarına bağlı ölümler, 1-4 yaşlar arasındaki çocuk ölümlerinin % 3′ünü oluşturmaktadır. Başka bir araştırma, Türkiye’de çocukların % 65.72′sinin anne ya da babası tarafından fiziksel istismara uğradıklarını belirlemiştir. Ancak Türkiye’de kayıtlara geçen ya da mahkemelere yansıyan şiddet olayları çok azdır. Bu durum toplum tarafından hâlâ bir aile içi mesele olarak gö­rülmeye devam etmektedir. Toplumu bilinçlendirme ve mağdur durumda olan ço­cukların korunması ve eğitimi çalışmaları çok yetersizdir. Hatta devlet koruması altında olan çocukların bile, şiddete maruz bırakıldıkları ve istismar edildikleri ha­berlere yansımaktadır. Türkiye’nin çocuklara yönelik şiddet ve istismara dur diye­bilecek acil bir eylem planına şiddetle ihtiyacı vardır… İlk adımı sevgiyle büyüttüğünüz siz ve minikleriniz atacaktır.

Sevginin güveniyle büyüyen çocuklar, bizim emeklerimizle dikkatimizle yarınlarda azalmaya başlayan duygusal şiddet ve istismar, fiziki ve cinsel istismarı azaltmaz mı?

Sevmeyi öğrenen, sevmeyi bilen, sevgisini gösteren bir birey… şiddeti yaşatabilir mi?

Çocuklarınızın geleceği, ona bugün yaşattığınız duygusal hayatta saklı…! Sevgiyle Kalın

Advertisements

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out / Change )

Connecting to %s